Kendimizi diple kıyaslayıp iyiyiz sonucuna varıyoruz, iyi değiliz.

Yerimizde saydığımız halde geri gidenlere bakıp ilerlediğimizi sanıyoruz.

Kalbimiz tükendiği için her şeyi tozpembe görüyoruz.

Gözyaşlarımız tükendiği için ağlanacak bir şeyler göremiyoruz.

Yapacak kötülük bulamayan herkesi mükemmel addediyoruz.

Herkesin saldırdığı güçsüze saldırmayı cesaret zannediyoruz.

Herkesin güldüğünü komik; çoğunluğun her onayladığını doğru sanıyoruz.

Komedide sidik; trajedide göz yaşı yarışına giriyoruz.

Kronolojik sırayı sebep-sonuç döngüsü sanma vehmine kapılıyoruz.

Muhalefete gülmekten iktidara bakmaya zaman bulamıyoruz.

Zayıfı en ufak hatası sebebiyle ölümüne linç ederken güçlünün büyük günahlarını te’vil etme yarışına giriyoruz.

Rezaletlere gülmekten acımıza ağlamayı unutuyoruz.

Bize cevap vermeye bile tenezzül etmeyeceğini bildiğimiz güçlülere küfredip hamaset satıyoruz.

Gelecek hayallerine dalmaktan önümüzdeki kuyuları fark edemiyoruz.

Kusurlarımızı başkalarının kusurlarıyla örtmekten kıvanç duyuyoruz.

Kimse utanmayınca utancın tamamen yok olduğunu sanıyoruz.

Arzuyu irade sanıyor; kalp ve nefsi karıştırıyoruz.

Aynalara, vitrinlere bakmaktan kendimizi görmeye fırsat bulamıyoruz.

Yapıştırdığımız her etiketin ardında bir insan; astığımız her yaftanın ucunda bir can olduğunu unutuyoruz.

Pahalı yaşayarak ucuzluktan, pespayeliklten kurtulacağımızı düşünüyoruz.

Akletmenin sadece beyinle alakalı olduğunu; kalbin bir aklının olmadığını düşünüyoruz.

Henüz vaki olmamış her şeyi çok uzak bazen de imkansız görüyoruz.

Bu sanrı çukurunda debelenip dururken hiç ölmeyeceğimizi sanıyoruz.

3 cevaplar
  1. Gülsüm
    Gülsüm says:

    Post-modern dünya özeti:
    Zayıfı en ufak hatası sebebiyle ölümüne linç ederken güçlünün büyük günahlarını te’vil etme yarışına giriyoruz.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.