Hinizm kesme şeker biçimli bir attır. Koşarken daha hızlı koşmak için beynini yer ve kalbini hep yeni tehlikelerde dener. Sanat yoktur der, bilim yoktur,sanatçı kuyruğuna teneke bağlanmış bir kedidir. Hinizm ona şöyle bağırır: Karnında sekiz metre bağırsakla aşktan bahsetmeye utanmıyor musun? Lirizm yoktur, epik yoktur, neoepik tam yanmaya başlamışken parmak uçları nasırlaşmış darbukacı çocukların karanlık sokaklarda üstüne işeyerek söndürdüğü tezek ateşidir. Kedidir der ve kızlarını diri diri plaja gömen modern toplumda; krediyle ev ve Yahudilik alan herkes biraz satanisttir.

Hin’in kafası karışık değildir, olabilir de, belki öyledir, karar veremiyoruz. Asıl mevzu Hinizm çift başlı tek bir duygudur. Buna iki ucu bilmem neli darbı meseli veya çok affedersiniz Çin Yingyangıyla katkı vermeye çalışan andavalları bıçaklarız. Ölmüş babasının tıraş takımını kullanan gencin neşeli bir ıslık sabahı selamlamasıdır, hayatında hiç kör görmediği için muhteşem bir gülüşle etrafındaki herkesi gülme engelli gibi gösteren görme engelli bir kız çocuğudur.

Hin nerede bir anahtar görse kalbini şu cümleyle patlatır: Ah bir taneciğim sen bir eşiksin ve bu tarafı hiç görmeyeceksin. Sonra bir yerden ağlaması yetişir imdadına. Küçük harflerle ve usulca ağlar. Bir Fransız’ın r’yi ğ söylemesi gibi, bir annenin evladının beslenme çantasını hazırladıktan sonra her sabah; çocuğunun yirmi üç yıl sekiz ay on dokuz gün önce öldüğünü hatırlayıp sandalyeye çökmesi gibi.

Bir sandalyenin intihar etmesi için bir sandalyeye ihtiyacı yoktur. Ağlar, yine küçük harflerle usulca ve çenesini göğsüne saplayarak, omuzları ve diğer bütün kemikleri biraz sızlayarak: Umudumu al Allah’ım, senin sakladığını nasıl bulabilirim. Ben dağın deve doğurduğuna inanıyorum, asanın yılanları yuttuğuna. Kızıldeniz’den çıktıktan sonra altın borsa sigorta işine girenler gibi olmaktan sana sığınıyorum. Ya Zatı Zülcelal Adem’e yeme dedin yedi, beni nereye sakladın yardım et bulayım, beni kim yedi kim sindirdi kimler beni tükürüyor kaldırımlarda, beni hangi köpekler havlıyor karanlıklarda, ben hangisiyim bu müsvedde yaşamakların? Tüm bunları ve söylemeye çekindiğim bazı diğer şeyleri kalbine bağırır ve ağlar. Ferahlar. Sonra sadece Cenabı Rabbi Zülcelal’in duyduğu şeyler söyler. Geçelim.

Eğer çok kalabalık olmasaydınız kardeşlerim ve bir arada olsaydınız Hinizm size kurtuluşu vaad edebilirdi öldürerek. Ama yalnızsınız, öyle bir arada değilsiniz ki kardeşlerim neredeyse yoksunuz. Akşamları başınızı telefonlara ve televizyonlara gömdüğünüzde yalnız, bir ekmek için günde sekiz saat çalıştığınızda yalnız, sudan sebeplerle sahilde ağladığınızda yalnız, yalnız oğlu yalnızsınız kardeşlerim ve bunun çaresi bakın üstüne basa basa söylüyorum toprak.

Hin Avibi

Kitap Önerisi

Evli bir rahibin kör sağır dilsiz küçük bir kıza aşık oluşunu anlatan roman

24 cevaplar
  1. ayse
    ayse says:

    Kaleminize sağlık hocam. Hin avibiyi ve hinizmi bu sebeplerle beğenerek takip ediyoruz, kendimizi bulmaklar var buralarda. Siteyi de mümkün mertebe takip edeceğim ben de ^-^

    Cevapla
  2. Zehra diye biri
    Zehra diye biri says:

    Ne feminizm ne anarşizm ne kübizm sadece HİNİZM.
    Çok güzel bir yazı, kalemine sağlık abi. Devamını çok çok büyük heyecanla bekliyor olacağız.

    Cevapla
  3. Sühend
    Sühend says:

    Otobüslerin en kalabalık olduğu iş çıkış saatinde karşılıklı 4 koltuktan birinde oturuyordu ta gözlerinin içi gülen bir kız. Çaprazındaki arkadaşına aslında tam da yüzüne denk gelmeyen bir bakışla, eski filmlerden bir sahneyi anlatıyordu. Fakat bir gariplik cezbediyordu beni zira dönüp dönüp baktigim o kız bir kez bile beni farketmemişti. Hiç görmediğim bir gülüşle gayet sıradan şeyler anlatıp sebepsiz mutlu etmişti beni. Bir durak,bir durak daha geçti ve bir sopa uzandı sonra bir el tutacak bir yer aradı. Gözlerim yuvalarında saklandı… iyiliğin ve güzelliğin tüm eksiklikleri bertaraf eden,muhatabı savunmasız bırakan nahifliği göz göre göre kirlenmiş sineme bir avuç su çaldı sanki…
    2018 Istanbul

    Cevapla
  4. 2rcik
    2rcik says:

    “Kedidir der ve kızlarını diri diri plaja gömen modern toplumda; krediyle ev ve Yahudilik alan herkes biraz satanisttir.”
    Söylemeye çalışıp bir araya getiremediğimiz cümleleri ne kadar da güzel 1 cümleye sığdırıvermişsiniz.
    Sizi anlamaktan mutluyum.

    Cevapla
  5. İbrahim Bulut
    İbrahim Bulut says:

    Abisi askerde kendisini vurmuş ve bu yüzden ailesi şehit maaşı alamamış çocuğun hayata bakışından çok daha afilli ve bir o kadar da haşin fırça darbeleriyle boyatırken ayakkabılarımı, bir an kirli camdan İsmet Özel’in silüeti geçti önümdem… İsmet Özel ki pek sevmez bizim buraları. Sonra yaylanın çimenine tadında yazıya salınırken kulaklarımın içinde bir ses yankılandı “Ben de varım, iyi bak diye…” Necip Fazıl’ın dörtlüğünü küçük bir belediyenin kurtuluş şenliklerinde okuyan edebiyatçı adamın gürültüsü deyip pek ciddiye almadım, bir yandan da çınlayan kulağımı… Sonra bunları düşünürken ve dahi okumaya devam ederken yazıyı düştüm, düştüm, düştüm… Bir el tuttu beni kaldırdı yerden, göz gözü görmüyor ama parlak dişini soluğundan hissediyorum. Bir yandan da o arsız kahkahayı duyuyorum ve diyor ki: “Burası Hinizm, sen düşmeseydin de ben seni çekecektim…”

    – Yazıyı çok beğendim ama yorum uzun oldu. Ben de böyle Hinizm sevdalıları da alışsın.

    Cevapla
    • Adem
      Adem says:

      Kızıldeniz’den çıktıktan sonra altın borsa sigorta işine girenler gibi olmaktan sana sığınıyorum. Çok güzel özetlemişsiniz Tebrikler

      Cevapla
  6. Esref Erdem
    Esref Erdem says:

    Bize böyle kocaman boş bir defter vermiş yaradan, bolca mürekkep, sonsuz birde zaman, başlayın bakalım demiş, daha biz düşünürken hin abiniz bitirdim deyip uzatmış defteri

    Cevapla
  7. şeyma
    şeyma says:

    Okudum ve şu karara vardım bu ülkede ‘gerçek sanat’ niteliğinde olan güzide eserler henüz gün yüzüne çıkmamış olanlardır! Kalemine sağlık üstâd.

    Cevapla
    • Mustafa
      Mustafa says:

      Koca bir kasabanın akşam eğlencesi niyetine posta treninin gelişine tanıklık etmek için her gün aynı saatlerde istasyona koştuğuna inanmanız kolay değildir ama binlerce defa aynıyla vaki olmuştur. Herkes misafirliğe gider gibi süslenir, kokularını sürünür, en parlak ayakkabılarını giyer ve yola koyulur. İstasyonun önündeki yılların fiyakasını bozamadığj taş platformda akan insan denizine karıştığınız anda hissettiğiniz mutluluk, o günü yaşama amacınızı gerçekleştirdiğiniz an olması sebebiyledir. Cinema Paradiso’dasınızdır artık. Ne komşunuzun dırdırı, ne ertesi günkü can sıkıcı veli toplantısı iki saatlik mutluluğunuza engel olabilir. Hatta bütün o tantananın sebebi olan buharlı lokomotifin çektiği posta treni gelmese bile olur. Olur mu gerçekten ?

      Cevapla
  8. M.Fatii
    M.Fatii says:

    Yalnızlığımızı yaşadığımız duyguların tarifi yoktur. Bizi en kalabalık karşılayacak kafile toprağın bağrı olacaktır, ey sevgili! Sevgililer sevgilisinin kalbime bağışladığı sevgili… Bu aciz beden zayıflıktır, emanettir… Icinde çığlıklar atacağım sessizliğin altında toprağa karışıp daha çok seveceğim seni… mf

    Cevapla
  9. Züleyha
    Züleyha says:

    Sen de yalnızsın Hin Avibi. Yalnızlığınca doğrusun. “Geçelim.” dediğin noktada; yalnızca sen, sen yalnızca doğrulursun.

    Geçiş duraklarına sağlık abi.

    Cevapla
  10. Beyza Döndüren
    Beyza Döndüren says:

    “…hayatında hiç kör görmediği için muhteşem bir gülüşle etrafındaki herkesi gülme engelli gibi gösteren görme engelli bir kız çocuğudur.”
    “sen bir eşiksin ve bu tarafı hiç görmeyeceksin.”
    Sizin anlatım gücünüzü ve mizah anlayışınızı ve Güray Süngü’nünküyle benzetiyorum hocam. Güray beyin Kış Bahçesi kitabından altını çizdiklerim:
    “…eşikteki aşınmışlığın bir adının bulunmaması, öksüz kılıyordu eşiği.”
    “Kapı eşiğindeki aşınma, kendi dilinde, çok güzel ama kör bir kadın gibiydi bu yüzden.”
    Dua niyetine; sizin kitaplarınızın da altını çizmeyi çok isterim.

    Cevapla
  11. Güngör AKTEKİN
    Güngör AKTEKİN says:

    Hin abiyle başladık, Ali Lidar abiyle ilerledik, bi ara İsmet Özel üstadımızı andık ama sonda yine unutarak bitirdik abi “Yalnızlık Allah’a mahsustur.” Çağımızın en büyük problemi unutkanlıktır. Yanlış merhemi kullanan şifa bulamaz.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.