Bundan üç yıl kadar önce durup dururken başladı bu. Arkadaşlarla kahvede okey oynarken üç masa ötemdeki zeminde belirdi. Korkuyla ayağa fırlamak üzereyken bize çay getiren garsonun gayet serinkanlı bir şekilde ve anladığım kadarıyla onun varlığının farkına bile varmadan üstüne basıp geçtiğini gördüm. Garson dönerken de takip ettim, onu gördüğüne dair bir belirti sezmedim. Bir yandan çay içiyor, oyun oynuyor, bir yandan da onun bulunduğu yere bakıyordum. Garson çay getirip boşları toplarken; diğer müşteriler hesabı ödeyip çıkarken üstüne basıp geçiyordu ve kimse onun farkında değildi. Bir arkadaş lavaboya giderken de aynı şey oldu. Lavabodan döndüğünde tam ona basacakken ‘önüne bak’ dedim, baktı, üstüne basıp geldi yanıma oturdu tekrar. O zaman bunun bana ait bir sanrı; daha doğrusu bunun sadece benim gördüğüm bir gerçek olduğunu anladım.

Her yerde aynı ceset var, yolda, çarşıda, çalıştığım iş yerinin koridorunda, oturduğum evin salonunda… Her yerde aynı cesedi görüyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum. Kırk yaşlarında, saçı seyrelmiş, uzunca sakallı, sıska mı sıska, elleri narin, parmakları ince uzun bir insan ölüsü baktığım her yerde karşıma çıkıyor. Karşıma çıkıyor yanlış olur belki, o orada hep, ben ona denk geliyorum sürekli. Her an her yerde onu göre göre artık korkulacak bir tarafı da kalmadı benim için. Kötü bir tarafı da yok, kokmuyor, kımıldamıyor, herhangi bir şekilde ona ilişen ne bir insan, ne bir sinek, böcek ne de başka bir şey var. Gözleri hafif kapalı (öyle yumruk gibi sıkılı değil), sol eli kalbinin üstünde, sağ elini vücuduna bitişik bir şekilde dizlerine doğru uzatmış, daha yeni uykuya dalmış bir insan gibi yatıyor.  Hayatımın bir parçası oldu neredeyse. Bazen ya bugün göremezsem, ya şimdi gittiğim yerde değilse diye korktuğum bile oluyor. Elbiseleri

Kitap Önerisi

Aşk ve Öbür Cinler – Gabriel Garcia Marquez

2 cevaplar
  1. M.
    M. says:

    …daha yeni uykuya dalmış bir insan gibi çünkü her an uyanacak gibi duruyor. Gözleri kısık her an gözlerini açıp bana bakacakmış gibi, elleri de her an dur onu yapma der gibi esasdurusta durur gibiydi…
    Kim olduğunu en iyi ben bilirim, ne zaman gözlerini açacağını da.. beni fiiliyatimda durduramazdı çünkü henüz musade yoktu buna, gözlerini açamazdı çünkü henüz vaadi dolmamıştı.
    Vaadi ne zaman mi dolacaktı? Beni beyazlara örttükleri gün. Üstüme topraklar atılıp iyalim benden uzaklaşırken, dogrulmak isterken o anda müthiş bir sekilde kafamı üstümdeki tasa çarptığımda ben uyanacaktım o vaadini dolduracaktı. Artık ya sağımda olacaktı ya da solumda.

    Cevapla
  2. osman
    osman says:

    benimkinin aynısı oluyor hep. yüzü yüzüme benziyor ama onunkinde bir rahatlama bir huzura erme var. yanına uzanıp yatma isteği geliyor bazen. sonra ben de geçip gidiyorum yanından, onu görmeden geçip gidenler gibi. gözleri beni takip ediyor mu acaba? gizliden bakmak isterken onun artık önümde olduğunu fark ediyorum. elbiseleri benimkine benziyor. yok benzemiyor aynısı. elbiselerimi giymiş. benimki benim üzerimdeyse o nasıl giymiş? incelemek için eğilip kumaşı tutunca -ki ilk defa tutabiliyorum- içime işleyen o isteğe karşı koyamayıp yanına uzanıyorum.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.