Evde pek sakal tıraşı olmaz; iki ayda bir berbere gider saçını sakalını kestirir, annesi ‘’akşama Nazan Teyze’nin nişanı var, yarın alt kattakilerin düğününe gideceğiz unutma’’ dediği zamanlarda ise televizyonda reklamı sıkça dönen döner başlıklı permatikleri kullanırdı.

O gün herhangi bir düğün, nişan yoktu, resmi bir toplantıya veya iş görüşmesine de gitmeyecekti ama sabah yüzünü yıkarken birden karma karışık saçının sakalının altında, bir an babasının sürekli muntazam kesilen saçını ve her gün tıraş ettiği dolgun, canlı parlak yanaklarını görür gibi oldu. Lavabonun üstündeki küçük dolabın en üst rafından babasının tıraş kutusunu çıkardı, açtı: Kutudaki her nesne yemin törenindeki bir bölük asker gibi mükemmel sıralanmış. Minik jilet paketi, metal permatik sapı, onun ucuna jilet yerleştirdikten sonra vida gibi döndürülüp sıkıştırılan parça (eski adamlar ne garip diye düşündü, daha bunların adını bile bilmiyorum), o parçaya yerleştirdikten sonra jilet yüzü kesmesin diye üstüne vidalanan diktörtgen küçük metal, sadece sakal tıraşı için kullanılan ve kağıdı yarısına kadar soyulmuş sabun, sabunu köpürtmek için ahşap saplı yuvarlak fırça, fırçayı batırıp ıslatmak için içine sıcak su konulan küçük tas, minik bıyık makası, cımbız, küçük bir havlu bile düzgünce katlanmış onu bekliyor.

Tıraş takımını tek tek aynanın önüne sıralarken hatıralara daldı, babası sakalını keserken nasıl çok sevdiği Uçan Kaz’ı izlemeyi bırakıp babasını seyretmeye koştuğunu düşündü. Ağlayacak gibi oldu. Annesi ‘’Bitmedi mi daha, kahvaltı hazır’’ diye seslenmese belki de hatıra kırıntıları birbirine bağlanıp duracak ve oturup ağlayacaktı. Aceleyle fırçayı ıslatıp sabunlayarak döndüre döndüre yüzüne sürdü. permatiği eline aldı, ağır dedi kendi kendine ve hazır permatiklerden çok daha kısa. Kulağının tam ortasına denk gelen (babası uzun favoriden nefret ederdi) yere koyup aşağı çekmesi ile annesinin ‘’Çayın soğuyor, merhum baban şimdiye on defa tıraş olmuştu’’ cümlesinin kulağında ve kalbinde ve gözünde ve beyninde ve ruhunda ve tüm hücrelerinde patlaması aynı ana denk geldi. Sağ şakağında derin bir acı hissetti sonra, aynaya baktı, yüzünde birbirine karışmış kan, gözyaşı ve sabun köpüğü boyununa doğru akıyordu.

5 cevaplar
  1. birikiüç
    birikiüç says:

    bir şeyin kıymetini onu kaybettiğimizde iliklerimize kadar hissederiz ya, hikâyende çocuğun ufak şeylere bir dizi anlam yüklemesi sebebiyle böyle bir şeyden söz edebilir miyiz, okuyunca öyleymiş gibi hissettiriyor çünkü abi

    Cevapla
  2. Kadifeli miyim?
    Kadifeli miyim? says:

    4 ağustos benim için sancılı geçiyor, geçti, belki de geçmeyecek… Üçüncü defa, iki yıldır… Ve yazı bana garip bir şekilde haz verdi, bir şeylerin anlatılması hoşuma gitti. Teşekkürler.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.