Maaşlar çekilmiş, kebaplar yenmiş, cepler kış soğuğunda mangal hissi verecek kadar sıcak, keyifler gıcır, muhabbet iyi… Birkaç genç memur arkadaş kahvede oturuyor, yediklerimizi sindirmek için Lozan’ın gizli maddelerinden, kraliçenin yüzyıllık planlarından, ev kredilerinden, ikinci el araba fiyatlarından, Real Madrid’in son transferinden konuşuyoruz. Derkeeen evet derken yaa, zaten her ne olursa bu ‘derken’den sonra olur.

Derken çaylar geldi. En neşeli – daha yüz metre uzaktan görününce bile yüzümü gülükcüklerle doldurup gamzelerimi hortlatacak kadar neşeli -, en şakacı, her yerde nüktelerini kendimize mal ettiğimiz ve o anda ağanın eşeği ile komşusu yoksul adamın eşeği fıkrasını anlatmakta olan Rıdvan, çayını içmeye başlamadan önce bardağı ağzına yaklaştırarak; önce çay kaşığıyla birkaç defa içti sonra bir yudum aldı ve ‘Rahmetli annem de hep böyle içerdi’ dedi. Masaya bir göktaşı düşmüş gibi hepimiz sustuk. O masada, o kahkaha ve gırgır şamatanın içinde söylenebilecek en son sözdü bu. Bir türküde ölmüşlerine rastlayıp ağlayan adamları anlarım da fıkranın orta yerinde insan merhum annesini nasıl hatırlar? Nasıl olur da olur? Birer yutkunmadan sonra kimimiz Allah rahmet eylesin, kimimiz mekanı cennet olsun dedi, o da fıkrasına devam etti. Çok komikti ama bitince gülmedim.

Gün boyunca aklımdan çıkmadı bu. Önce bunu nasıl hatırlar sorusuna cevap bulmaya çalıştım. Sonra zihnim yavaş yavaş bir bumerang gibi bana, ardından çocukluğuma, en nihayetinde de merhum anneme ve onun çayı nasıl içtiğine yöneldi. Annem çayı nasıl içiyordu? Kaç şeker atıyordu? Demli mi açık mı seviyordu? Saatlerce düşündüm hatırlayamadım. Hayatımı bir film gibi gözümün önünden geçirip sonra filmi geri sardım yine bulamadım annemin çayını. Annemle –ah bir taneciğim inşallah şu an cennette çay içiyorsundur- ilgili bütün hatıraları bir yap-boz gibi beynime serdim, parçaları birleştirdim sadece bir kere çaya bisküvü bandığı bir hatıra kırıntısını yakalayabildim. Annemin gördüğüm her hareketi her sözü sanki az önce vüku bulmuş gibi aklımdaydı. Yanaklarımı okşarken nabzını hissettiğim ‘elin kalbinden mi başlıyor senin’ diye takıldığım anlar taptaze aklımdaydı. Beni misafirliğe götürürken ‘Bak orada sakın başını kaşıma ha, Şükriye Hala’n bu kadın çocuğunu hiç yıkamıyor mu’ diye düşünmesin sözünü bile hatırladım ama çay, bardak, şeker hak getire. Sanki biri beynime girmiş ve annemin çayıyla ilgili bütün dosyaları silmişti.

Çocukluğuma inmek için parka gittim salıncakta sallandım hatırlamadım annemin çayını. Biraz daha büyümek için mezarına gittim yine hatırlamadım. Akşam yatağa girince anneciğim rüyama gelip çay içsin diye kendi başımı okşayıp ağladım.

Kitap Önerisi

İnsan Denen Meçhul – Alexis Carrel

19 cevaplar
  1. ayse
    ayse says:

    Bildiğim bir hikayeyi okumuş gibi hissettim, bilmiyorum daha önce biyerde daha mı yazdınız. Her neyse elinize sağlık hocam.
    Hiç iyi değilim gözlerim yanıyor ve ruhum yorgun, bundan daha iyi empati yapamazdım sanırım.
    “Sanki biri beynime girmiş ve annemin çayıyla ilgili bütün dosyaları silmişti”

    Cevapla
  2. Methaldar
    Methaldar says:

    “Çocukluğuma inmek için parka gittim salıncakta sallandım hatırlamadım annemin çayını. Biraz daha büyümek için mezarına gittim yine hatırlamadım.”

    İki cümlede büyüdüm sanki.

    Cevapla
  3. Efşan
    Efşan says:

    Ders çalışıyordum, ağlattın. İnsan ders çalışırken nasıl ağlar bi düşünün.
    Anneciğinize Kevser Şarabı size o inancın ferahlığını diliyorum.

    Cevapla
  4. gustav
    gustav says:

    “fıkranın orta yerinde insan merhum annesini nasıl hatırlar?”
    nasıl sorusu bir cümlede daha ne kadar boynu bükük durabilir?

    Cevapla
  5. Hasan Hüseyin KESKİN
    Hasan Hüseyin KESKİN says:

    Annesiz hiç büyümüyor insan, herşeyin yokluğu başka ana baba yokluğu bambaşka.

    Derin tefekkür destansı hüzün.

    Cevapla
  6. Turuncu
    Turuncu says:

    Off ya, manyak mısın? Ne kadar içinde yaşıyorsun! Eminönü, sultanahmet, cennedy üçgeninde yalnız kalmak veya insanlara karışmak için gidip kendi içimden çıkamadığım anlara götürdün%/):(”

    Cevapla
  7. H R N Y K R
    H R N Y K R says:

    Elin kalbinden mi başlıyor diye takıldığın biricik anneciğin , hoşunuda gitmiş ise bu söylediklerin( ki bir anneye çok hoş bir iltifattır yavrusu tarafından) boşver hatırlamasanda olur annenin çay içişini, sadece sana samimi bir duyguyla bakarkenki o gizli sevinci hatırlasan da olur.

    Cevapla
  8. Öylesine
    Öylesine says:

    Fena hislerle doluydum , sakinleşeyim diye elime telefonu aldım, hikayenizi okumaya başladım , okudukça kalbim içimde deprem olmuşçasına sarsıldı . Ağlamam işten bile değildi .Sonra kendimden ve hislerimden utandım .. Annenize biriciğim demeniz öyle hoşuma gitti ki umarım güzel dualarınız ahirette annenizi cennette en yüksek makamlara getirir.

    Cevapla
  9. atike kübra
    atike kübra says:

    annem yaşıyor ve ben onun yanındayım. bunun için ne kadar şükretmem gerektiğinin farkında değilim. fakat bir gün onu kaybedersem hiçbir şey beni ah muhsin ünlü’nün “rasullallah ile benim aramdaki farklar” şiiri ile hin abinin ” “annemin çayı” yazısı kadar etkileyemez diye düşünüyorum.

    Cevapla
  10. Cansu Şahin
    Cansu Şahin says:

    İnsan yaşlanınca her şeyi değişiyor. Annem gençken demli çay içiyordu. Dertleri demliydi, gözyaşları da.
    Ve ömrü yarım asırdayken saçları samanyolunu mesken tuttu. Orta şekerli kahveyi sevdi, çayı şekersiz içmeye başladı. Ve çay muhabbetlerimizin baş konusu biraz daha açık olsun mu ya geçti. Artık çaylar bir değişik ülkeye benzedi. Nihayet alıştı çaya bir kaç hurmayla.
    Şimdi şekerli çayı içemez oldu. Ve artık dertlerimin demi annemin çayına karıştı. Annem hala açık ve şekersiz çay içiyor.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.