On yılda biriktirdiği bütün servetini son üç ayda borsadan repoya, kripto paralardan gerçek paralara koşturup dururken kaybetmişti. Parasıyla birlikte itibarı da sıfırlanmış, bir hiç olarak dünyaya veda edeceğim demişti son sigarasının izmaritini ezerken. Ölüme giderken bile ‘’el alem ne der’’ kaygısı yakasını bırakmamış, ardından kimsenin ”kocaman adam kendini asmış” dememesi için intiharına kaza süsü vermeye karar vermişti.

Akşam trafiğinin yoğun olduğu yola doğru giderken, biraz sonra her şey bitecek, geçen ilk arabanın önüne atlayacağım ve tüm dertler son bulacak, diyordu. Yolun kenarına gelince durdu. Kamyonlar, otobüsler, dolmuşlar, taksiler, şahsi otomobiller, öğrenci servisleri vızır vızır geçip duruyordu. Bir türlü hangisinin önüne atlayacağına karar veremiyor, bir adım atıyor, sürücü korna çalınca hemen dönüyordu. Bazen gelen arabayı gözü tutmuyor ”şu garibanın başını da belaya sokmayayım giderken” diye düşünüp, her arabada yola atlamamak için bir mazeret buluyordu.

Zaman geçiyor, adam bir bu sefer tamam diyor yola bir iki adım atıyor; bir ne yapıyorum ben ya, diye gerisin geri dönüyor yolun kıyısında beklemeye devam ediyordu. Akşam trafiği yerini gece sakinliğine bırakıyordu yavaş yavaş. Seyrelen arabalara baktı, kendine baktı, eskimiş ayakkabılarına baktı bir süre, ağlayacak gibi oldu. Allah kahretsin dedi, yaşamakla ölmek arasında hiçbir fark yok, ayağa kalkacağım, içimden yüz yirmi sekize kadar sayacağım sonra yolun ortasına doğru dört adım atacağım ve  ilk gelen araç ezip geçecek, dedi.

Ayağa kalktı. Saymaya başladı. Arabaları görünce korkup pişman olmamak için gözlerini kapattı. Bir iki üç… on dört… otuz iki… görmese bile seslerden arabaların gelip geçtiğini anlayabiliyordu ancak tam olarak hangi şeritte olduklarından emin olamıyordu. Yüzden sonraki sayıları sıfır yirmi beş elli ve yetmiş beş küsuratlarını da eklese bitmişti işte. Yüz yirmi yedi nokta yetmiş beş, yüz yirmi sekiz deyip hızla dört adım attı ve durdu. O anda çüüüşşş diye bir sesle gayri ihtiyari gözlerini açtı. Bir atla burun buruna gelmişti. Mecazen değil gerçekten atın burnu onun burnuna değiyordu. Kahkahalarla gülmeye başladı. Ahahaha amca bana mı ata mı çüüüşş dedin diyor ve kahkahalar atmaya devam ediyordu. Bana da ona da desen fark etmez amca dedi ahahhahha bu bir işaret vallahi işaret ahaha. Hayat ve ölüm de fark etmiyor amca niye öleyim ki o zaman.

Kitap Önerisi

Çağımızın Kahramanı / Lermantov

2 cevaplar
  1. tayy-i mekân
    tayy-i mekân says:

    yavuz: ardına bakma mecnun?
    mecnun: kader mi almaya geldi beni benden?
    yavuz: bunu bir daha sorma mecnun?
    mecnun: neden at mı var arkamda?

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.