Well, you woke up this morning
Got yourself a gun
Your mama always said you’d be
The chosen one

(Grup Alabama)

Bu sabah uyandın. Kahvaltıda dün geceden kalma bir mesele vardı, onu yedin. Telefonunu ve sigaranı alıp balkona çıktın. Uzak dağlara ve bulutlara, karşı çatıda uçuşup duran güvercinlere baktın. Sonra başını eğip yola; yoldan geçen arabalara, insanlara… Her şey dünkü gibiydi. Günler fotokopiyle çoğaltılmış gibi dedin. Bir ayağı çatlamış plastik sandalyeye oturup bir sigara yaktın ve telefona bakmaya başladın.

Şu tutuklansın diyordu herkes, sen de dedin. Bu yalnız değildir diyordu insanlar, sen de dedin. Sonra gündemdeki diğer konulara baktın. Dolar yükselmiş, bir kadın ada almış, bir adam uçak almış, bir anne çocuklarını saç kurutma makinasıyla ısıtıp intihar etmiş, başka bir kadın dört kardeşini siyanürle zehirledikten sonra canına kıymış. Taa orada seçim olmuş, tam burada bombalar on iki sivili öldürmüş, genç şarkıcı sevgilisinden ayrılmış, genç fenomen 90 bin liraya çanta almış, şunun şöyle kuzeni böyle olurmuş, bunun öyle hocası şöyle buyurmuşmuş… Sigaran bitti. Çayın bitmek üzere, gözlerin ve beynin de. Bir sigara daha yaktın. Telefonu pencerenin kenarına bıraktın. Orada dün gece unuttuğun en sevdiğin şiir kitabını aldın. Rastgele bir sayfa açıp iki mısra okudun:

‘’İşaretleri geldi
Sessiz ve kımıltısız helak oldular’’

Kitabı kapattın. Çayın bitti. Sigaran daha yarılanmamışken söndürdün. Dağları, bulutları, güvercinleri ve şiir kitabını balkonda bırakıp telefonu aldın, odaya girdin o da beynine girdi, bu aralar içimle dışım arasında bir denge kuramıyorum dedin. Başının döndüğünü hissettin. Kanepeye uzandın. Televizyonu açtın. Cinayetler çözdün, aldatanlara sinirlendin, ağlatanlara güldün. Küskünleri barıştırdın. Bitti. Kanalı değiştirdin. Bunlar da fotokopiyle çoğaltılmış gibi, her şey müsvedde, dedin.

Tekrar telefona bakmaya başladın. Kedilere baktın, köpeklere baktın, atlara baktın, çocuklarını nehre atan kadına baktın, birbirlerini baltayla döven insanlara baktın, kıyaya vuran çocuklara baktın, her gün binlercesini gördüğün komik videolara baktın, bu videoların farklı farklı versiyonlarına baktın, yozlaşmaya baktın, fukaralığa baktın, imdat çığlıklarına baktın, adalet dilenen babalara baktın, ilaç dilenen hastalara baktın, ekmek dilenen çocuklara baktın, askılara baktın, baskılara baktın, tüm riski göze alıp kura bile baktın. Ağlayamadın. Üzülemedin. Şaşıramadın. Acıyamadın. Öfkelenmedin.  Gözlerin ağrıdı. Boynun ağrıdı. Aklın ağrıdı. Kafanın içinde tüm renkler birbirine girdi. Beynim ayran gibi oldu dedin. Göz kapakların ağırlaşmaya başladı. Uykuya ‘’Sen git, abin gelsin’’ dedin. Mutfağa gittin. Hazır kahvelerden en ucuz ve en çamura benzeyenini bardağa döktün. Üstüne sıcak su ekledin. Aldın balkona çıktın.

Telefonu götürmedin. Sigara yaktın. Dağlar hala uzak, bulutlar dağılmış, güvercinler ve insanlar aynı. Sigaradan derin bir nefes çektin. Gözlerini kapattın. Bir kuğunun kanat çırpma sesiyle gözlerini açtın. Kumru balkon demirine kondu. Çok güzel dedin. Neyi, kimi kastettiğini bilmeden yine çok güzel dedin. Kumru, karşı balkondaki amca kanser olmuş, dedi. Hiç şaşırmadın. Her gün görüyorum, çok sigara içiyor, dedin.

7 cevaplar
  1. Fiili Meçhul
    Fiili Meçhul says:

    Bir yorum yazdın. İsmini etiketledin. Posta kıyamadım ama posta adresini koydun. Sonra ben robot değilim diye isareti koydun. Telefon da telefondu, bana mısın demiyordu…

    Hepimiz Gregor Samsa’yız. Ne eksiğimiz var, ne fazlamız…

    Cevapla
  2. Hatice
    Hatice says:

    Öyle güzel de anlatılmaz ki. Twitterı kapatınca sayfayı ana ekrana kaydetmiştim. İyi ki de öyle yapmışım. Hocam sigarayı bırak. Bize anlatacağın daha ne çok şey var halbuki 🙂

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.