Kırk sekiz yaşındayım, ne iş yaptığımı bilen arkadaşlarım bana İnu der. Yirmi beş yıldır bu işi yapıyorum. Birkaç defa Emniyet Genel Müdürlüğü’ne resmi statü için baş vurduysam da isteğim henüz gerçekleşmedi. Resmi bir mesleğim olmasa da güvenlik güçleri ve yargı makamları ile bilirkişi sıfatıyla çalışıyor, işimin emeğimin karşılığı olarak da geçimime yetecek kadar bir ücret alıyorum. Bazen kayıt dışı çalıştığım da oluyor ama bu kesinlikle illegal değil. Mesela adlarının bir skandala karışmasını istemeyen ünlüler veya çocuklarının kesin ölüm sebebinden emin olmak isteyen zenginlerin de beni çağırdıkları oluyor. Onlara da yardımcı oluyorum, ücreti mukabilinde tabi.

Evvela kağıttan başlıyorum. Müntehirin ardında bıraktığı belge bir defterden mi koparılmış yoksa yazı deftere, kitaba, peçeteye, sigara paketine mi yazılmış. Yazı dışında kağıtta herhangi bir desen, çizgi, kan veya gözyaşı izi var mı? Duvara, masaya yazanlar da var tabi ve uzman gözüyle baktığınızda hepsinin bir anlamı var. Sonraki iş kalem. Tükenmez mi, kurşun mu, dolma kalem mi, keçeli mi, sulu boya fırçası mı?… Kalem intihar notunun yanına mı bırakılmış, müteveffa tekrar kalemliğe veya ceketinin, gömleğinin cebine mi koymuş? Kalem ortada yok mu? Bütün bu soruların da uzmanlığıma göre bir karşılığı, anlamlı bir cevabı var.

Kağıt ve kalem meselesini hal etikten sonra notun bir fotoğrafını çektikten sonra müntehirin son notu el yazısının olduğu ne kadar doküman varsa (günlüğü, ajandası,  ilkokul, ortaokul, lise, üniversite defterleri, kitap kenarlarına düştüğü notlar…) alıp  evime, çalışma odama dönüyorum. Şimdiki aşama yazının şekli. Okuyup anlam vermek için henüz çok erken. Önce (anlamına hiç bakmadan) yazının şeklinden karakter tahlili. Sağa mı sola mı yatık, harfler bitişik mi ayrı mı, y’nin kuyruğu, b’nin, d’nin gözü nasıl, i’, ö’nün noktalarını küçük daireler gibi mi yazmış yoksa bildiğimiz nokta gibi mi? Ç’leri orak-çekiç sembolü gibi mi yoksa c’nin altına küçük bir nokta koyarak mı yazmış?… Bütün bunları analiz edip önceki yazdıkları ve özellikle de ilkokul defteriyle karşılaştırıyorum.

Şimdi ne yazdığına bakabiliriz. Orijinal belgenin aynısını bir kağıda yazıyorum önce. yazımı onun yazısına tıpatıp benzetinceye kadar uğraşıyorum. Tek cümlelik, hatta bazen ‘’elveda’’ ‘’gidiyorum’’ gibi  tek kelimelik notlar pek uğraştırmıyor lakin günler harcadığım sayfalar da oluyor. Eğer kendini öldürenin kullandığı son kalemi bulduysam aynı kalemle aynen onun yazdığı gibi yazdığım kopya üzerinde çalışmaya başlıyorum. Notu defalarca okuyorum, sesli, sessiz, bağırarak, hıçkırarak bazen sinir ve stresten besteleyerek hatta. Yazıyı ezberledikten sonra anlatım bozukluklarını ve imla yanlışlarını düzeltiyorum. Çünkü takdir edersiniz ki bunların da psikoloji ve kriminolojide bir karşılığı var. *

*devamı gelecek.

Kitap Önerisi

Kırmızı Pazartesi – Gabriel García Márquez

5 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.