Şirket konuşma ve yazmayı paralı hale getireli üç sene oluyor. Hangi gün hangi aydı tam hatırlayamadığıma göre muhtemelen düşünmeyle aynı gündü konuşmanın ücrete bağlanması. Evet yaşadığım Şirket Cumhuriyeti’nde her şey paralı ve temel insani ihtiyaçlar konfordan daha pahalı. Zaten vatandaşların çoğu konforun ne olduğunu, lüx ve ihtiyaç ayırımını bilmiyor bile. Biz vatandaşlar yaşamak yerine hayata sabrederken hem meclis hem de şirket yönetim kurulu olarak görev yapan 321 kişi konfordan haberdar. Param birkaç yüz kelimeye yettiği için konuyu fazla uzatamayacağım. Özetle telefonlardaki sistemi günlük hayata da uyguladılar peyder pey. Bunu takip ve bedavacılık yapıp halkın ve devletin parasına çöken bedavacı vatan hainlerini tespit etmek için herkesin kimliğine, yönetimin her ilde, ilçede, mahallede bulunan merkezlerine sinyal gönderen bir çip yerleştirdiler. O çipten merkeze ilk sinyal gittiğinde de büyük cezalar kimliğinize işleniyor ve artık aldığınız her hizmet için daha çok para ödemeniz gerekiyor. Bu yüzden herkes çok namuslu bir şekilde yasalara uyuyor. O kimliği de sürekli üzerinizde bulundurmak zorundasınız. Kimlikle bahsettiğim merkezlere gidip yemek, uyumak, gezmek, oturmak, güzel bir manzara seyretmek, kısaca yapacağınız her şey için yükleme yapabilirsiniz. (Sadece üremek ve üremek için yaptığınız şey esnasında konuşmak bedava. Çünkü devlete yeni vatandaşlar; şirkete yeni müşteriler lazım. Paradoxal bir şekilde bu bedava döngüsü fakiri daha fakir şirketi daha zengin yapıyor. Konuşma parası bulamadığı çoğu zaman tüm hayati meseleleri yatakta bedavaya konuşanlar yüzünden nüfus artıyor, ihtiyaçlar artıyor, bu da yine beraberinde aynı döngünün başlangıcı olan yatağı getiriyor) Bunları yüklemek için de para ödemeniz, parayı bulmak için de çalışmanız gerekiyor.

Günde dokuz saat çalışıyorum. Bunun yedi saati yemek, içmek ve uyumak için. Elli altı dakika çalışmayla kazandığım parayı düşünmeye harcıyorum. Bir ailem(uzak bir şehirde yaşayan yaşlı annem hariç) ve çevrem olmadığı için konuşmaya pek param gitmiyor. Bütçeden pek pay ayırmıyorum bu yüzden gevezeliğe. Geri kalan paramı ise güzel manzaraların ücretini ödemek için ayırıyorum. Bazen de yazmak için ayda bin kelime satın alıyorum. ( Kelimelerin de ayrı ayrı fiyatları var tabi. Vatandaşların çoğu öfkeli ve şaşkın olduğu için ünlemler ateş pahası. Üremek bedava olduğu için aşk sözcükleri sudan ucuz) Günler bu şekilde geçip gidiyor. Paramın yetmeyeceğini düşündüğüm bazı aylar yaşlı komşu kadının iki küçük robotunu -paslanıp çürümesinler diye- gezintiye çıkarıyorum akşamları. Verdiği bahşişle de birkaç şiirlik kelime satın alıyorum.

Aylardan sonra ilk defa konuşma satın almak için istasyona gidiyorum. Aslında kendimi en iyi yazarak ifade ederim ama annemin cenazesinde söylemek ve ağlarken gayri ihtiyari kuracağım cümleler için en az bin kelimelik konuşma satın almalıyım.

Şirketin asıl korkunç yüzü ise …

(dıt dıt dıt yazma kotanız tükenmek üzeredir, lütfen en yakın istasyona gidiniz)

7 cevaplar
  1. ayse
    ayse says:

    Okurken altını çizdigim satırlar;
    Bütçeden pek pay ayırmıyorum bu yüzden gevezeliğe/
    aşk sözcükleri sudan ucuz/
    bahşişle de birkaç şiirlik kelime satın alıyorum.

    Cevapla
  2. Meczup?
    Meczup? says:

    Güzel olmuş abi harcadığın paraya değmiş ama bence yatağa teşviki artırmakla birlikte insan sayısını, her yere soktukları katkı maddeleriyle (bahusus titanyum dioksit) insanları kısırlaştırarak azaltacaklar. Beyinde ve üreme organlarında birikebilen katkı maddelerine nano alıcılar yerleştirip 5g/6g gibi teknolojileriyle birleştirip insanları uzaktan kumanda edilebilen robotlara çevirecekler. Kumanda edenler de geliştirdikleri yapay zekalı robotlar olacak. Zihnim açıldı da para bitiyor

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.