Manken topalladı. Podyumun ortasından başlayarak sonuna varıncaya kadar birkaç adım boyunca elini dizine koyarak, bir ayağı diğerinden kısaymış gibi aksak aksak yürüdü. Ayağı tökezlemiş değildi, yürürken eteğine basmamıştı (üstünde kısa bir etek vardı). Dengesini kaybedip düşeyazacakken son anda yere kapaklanmaktan kurtulmuş gibi de değildi topallaması. Sanki aniden aklına ‘’Dur ya, biraz topallayayım’’ düşüncesi gelmiş de onu uygulamış gibiydi. Yarısını topallayarak kat ettiği kırmızı halının sonunda bir an durdu, salondakilere alay mı yoksa mahcubiyet mi ifade ettiği uzaktan pek anlaşılmayan bir gülümseme ile gülerek döndü ve her zamanki muhteşem kedi yürüyüşüyle turunu tamamladı.

Salondakilerden bazıları bunun bir tökezleme olduğunu düşünüp ‘’Eh bazen olur böyle aksaklıklar’’ diye düşündü. Bazıları bunun yürüme engellilerin sorunlarına dikkat etmek için yapılan bir ‘eylem’ olduğu hüsnü zannında bulunarak alkışladı. Bazıları ise bilakis niyeti ne olursa olsun bunun hakaret manası taşıdığını düşünerek ‘’Yuh yazıklar olsun’’ dedi. Nitekim daha önce de mankenin pek ses getirip gündem olmasa da bazı ofansif çıkışları olmuştu.

Tepkiler, övgüler, sövgüler, tartışmalar, analizler, düşünceler o salonla sınırlı kalmadı tabi. İzleyicilerden biri – eski bir manken-  defilenin o anlarını sosyal medyada #BuNe etiketiyle paylaşınca dakikalar içinde en çok izlenen, en çok tartışılan video haline geldi. Akşam haber bültenlerinde gösterildi video, açık oturumlarda tartışıldı. Sonraki gün ve haftalar kadın kuşaklarında tartışıldı, magazin programlarında ele alındı. Konu ile ilgili fikir beyan etmek isteyen mankenler, oyuncular, sanatçılar, şarkıcılar, sporcular çağrıldı televizyon stüdyolarına. Topallayan manken hariç herkes bir şeyler söyledi. Yirmi dört saat geçmeden bu konu ‘’Bebeğinin, komşusundan olduğunu öğrenen kadının sevinci ve kocasının dramı’’ haberini bile sollayarak ülkenin bir numaralı gündemi haline geldi. Haftalarca iki insanın bir araya geldiği hemen her yerde tartışıldı.

Sosyal medyada topal manken trend oldu günlerce. Onun taklitleri türedi. İnsanlar her yerde -trafiğin yoğun olduğu caddelerde, yüksek binaların çatılarında, uçurum diplerinde, öğretmenler tahtaya dönmüş ders anlatırken sınıflarda, kumsalda, barda, hareket halindeki TIR’ların-trenlerin üzerinde, tank namlularının üstünde ve saymakla bitireceğimiz daha nice mekanlarda- manken gibi topallama videoları çekip paylaştı.

Edebiyat dergileri yıllar sonra ilk defa Frida Kahlo yerine mankeni kapaklarına taşıdılar. Şairler şiirler yazdı topal mankene, reklam ajansları onu andıran imalarla ürünlerini pazarladılar. Hatta nakaratı ”O kadar güzel aksadın ki herkes sakat göründü” olan bir şarkı bile yapıldı.

Mesele sadece engelli insanlar bağlamında değil; insan aklının yettiği ve dilinin döndüğü her konuya bağlandı. Siyasi, dini, içtimai, psikolojik, biyolojik… ve daha yüzlerce açıdan mesele enine boyuna tartışıldı. Televizyona çıkan bazı analistlere göre bu, son zamanlarda muhalefet tarafından sıkça dillendirilen erken seçim çağrılarına bir destekti mankenin eylemi. Sağ ayağıyla topallayarak hükümetin büyük ortağı sağ partiyi ima etmiş ve artık işler ‘yürümüyor’, sineyi millete ‘gitmek’ lazım demek istemişti (kelimelerdeki vurgu saygın analistlerimize aittir). Kimi siyaset bilimciler meselenin bittabi siyasi olduğunu ancak seçimle ilgisinin olmadığını öne sürdüler. Onlara göre manken düpedüz sol parti liderinin bizzat şahsını taklit ederek ona ve camiasına hakaret etmiş, bununla kalmayarak karanlık odaklara mesaj vermişti ve vatan hainliği suçundan yargılanmalıydı.

Komplo teorilerine ve afaki yorumlara pek itibar etmeyen gerçekçi gazeteciler mankenin topallama sahnelerini defalarca durdurup oynattı ekranlarda. Ayaklarını, ellerini, diz ve bacaklarını yakınlaştırdılar, büyüttüler, salise salise ileri alıp geri sardılar. Ortopedi uzmanlarına yorumlattılar. Bir anormallik olup olmadığını, hareketin kasti yapılıp yapılmadığını tespit etmeye çalıştılar.

İlahiyatçılar (devam edecek)

2 cevaplar
  1. Semra
    Semra says:

    Kısa ve öz bir hikaye olmuş gerçekten. Bu tür hikayelerin devamı gelebilir bence, bundan bir seri oluşturulabilir. Kaleminize sağlık.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.