biri saati soruyor
sen ölüm sonrasını anlatıyorsun
gözlerinde tarifsiz bir müfreze
o birinin gözlerini cevaplıyorsun

mezarı bekleme durağı diyorsun güze
uzun ellerinle hiçbir halka tutunamıyorsun
bir avuç gökyüzü sunuyorsun tüm sorulara
yılda üç yüz altmış beş gece ölüyorsun

sokaklara adını veriyorlar
başını vuracak sağlam duvarlar arıyorsun, yok
yok yağmur sonrası keder kokusu
yol uzun karada deniz tutuyor seni
bir martı: ‘’deniz kayboldu’’ gülüyorsun
gülmeyi en iyi sen biliyorsun
çünkü ağlamayı sen öğrettin balıklara
ve unutmayı dalgalı saçları tuzlu dudakları

ama şimdi kimsenin yüzünde gök
gözünde su izi yok
yok ve sadece simurg
sadece ateşe uçan kuşlar

dibi yok zamanın
saat mezarı çalıyor
bir avcı yeleği bile öldürebilir seni
gidiyorsun

3 cevaplar
  1. anon
    anon says:

    Başlığa bakınca cahiliye zamanı kuma canlı gömülen kızlarla ilgili sandım ama içerik başka… çok anlamasam da İsmet Özel şiirlerini andirdi. İlhaminiz onun siirleri mi?

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.