isminin sessizliğinden değil
sevginin zavallı haykırışından
kadının sığ sularında boğulan adamlardan
havva’nın adem’in ölümünü doğurmasından
değil karanlığıma yuva kuran
sebepsiz uçan kuşlardan
yakılan çocuklardan sinemalarda
yapılanlardan
bademciklerden dönen cenin karmaşasından
ahlardan çook sonra kaykılıp kusulduktan
idrak edilen geçersiz pişmanlıktan
kapıcıların daire önlerinden topladığı
kör sabahlarda bebek kokularından
toz topraktan felluce’den katliamdan
kirli sakallarıma yağan bağdat kumlarından

elbet değil tüm bunlardan
şikayetim içimden, içimdeki dünyadan
benden kaçıp rüyalarıma sığınanlardan
şikayetim hınçtan utançtan
şikayetim papa’nın iflah olmaz yalnızlığından
onca haça bunca beyaza
ağlayan milyon kemana
orga katedrallere sonsuz istavrozlara
ve üç tanrısına rağmen azalmayan
papa’nın yalnızlığından.

*Midyat’ta, geceleri herkes uyuduktan sonra bir sokak ötedeki camiye giderek günün bütün namazlarını kaza eden bir kilise.

3 cevaplar
  1. anon
    anon says:

    İki farklı şiiri birbirine dikmişsiniz gibi. Bır anda yol değiştirmeye karar verilmiş gibi. Ya da ne biliyim şair elinde bı şiir büyüterek yürürken bir anda sokak başında imamla karşılaşıp, eline tutusturmus iki de sen pışpışla demiş gibi.

    Cevapla
  2. isimsiz
    isimsiz says:

    Başkasının utancı, başkasının hıncı, başkasının pişmanlığı, başkasının kötülüğü hep başkasının. Son zamanlarda okuduğum her şey bir başkası üzerinden ortaya konulmuş hissi veriyor heryerde. Bu da öyle oldu

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.