dün akşamüstü ağladığını biliyorum
ama beni kendimden kurtaramıyorum
anne tarafından inatçıyım gözlerim ela
gölgeme tırmanarak yükseliyorum

kartlarım geçmiyor hiçbir taşıtta
hangi mektubu açsam mavi gök yüzü
yıldız lekeli bu koyu kartpostalın altına
telefon direğinde öpüşmek için yumuşamış kuş gagaları
o günü hatırla ve ağla çünkü gözyaşların
beni düğünlere ağlamak için giden bir kadının oğlu kılar

bir gülün bakışları namluya dönüşünce
insanım, boşluklardan vaz geçiyorum
içimde küle dönen bir ikindi korkusu
umudumu emziren gün bitmek üzere

çarşıda ayaklarımı arıyorum sensiz
sensizliğe sigara tutuyorum
gece nezleli çocuklar inliyor yatağımda
rüyalarım kocakarı ifrit korosu

sabah alnım camda, sen kalbimde durmak üzereyken
doğulu bir sancıdır cümlelerimin sonu:
su yarıldı Musa’nın sonuna geldik
camda elmasın sonuna geldik
bitti, seni altına beni sükuta çeviren o kutsal simyanın sonuna geldik.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.