Cesurların Vatanı diye bir Amerikan filmi izledim. Bir grup ‘Irak Gazisi’ askerin dramını anlatıyordu. Birinde psikolojik sorunlar baş göstermiş, diğeri işsiz kalmış suça bulaşmış, en acıklısı da savaşta bir elini kaybetmiş asker kızın hayatı. Film bunları öyle ustalıkla işlemiş ki Bağdat’ı, yıkılan yakılan diğer şehirleri, katledilen, yerinden yurdundan edilen milyonları ve filmi izlerken hikayelerine üzüldüğümüz bu bir grup asker ve/veya arkadaşlarının Irak cezaevlerinde yaptığı işkenceleri, tecavüzleri unutuveriyorsunuz. Film bitince bu askerlerin ne kadar iyi, şefkat ve merhamete muhtaç insanlar olduğunu kavrıyorsunuz.

Yine buna benzeyen bir illüzyon olarak yüzlerce insanı katlettikleri günün akşamı televizyonlarda ve sosyal medyada bize ayağına protez takılan bir köpeği ya da kırık ayağı tedavi edilen bir leyleği gösteriyorlar. İnsanlık ne güzel diyoruz, hümanizm, doğayı sevmek, bilim, teknoloji, ilerleme ne iyi. Yaşasın modern dünya yaşasın bilim ve aydınlanma naraları atmaya başlıyoruz. O görüntüler o köpeğin, o leyleğin minnettar bakışları içimize de işliyor ve kendimizi sistemin babacan kollarına bırakıveriyoruz. Dünyanın bir ucunda açlıktan susuzluktan kırılan insanlar, savaşlar, mülteciler aklımızın kıyısından bile geçmiyor artık.

Şu an dünyada on bin yıl önceki insanlar gibi yaşayan kabileler var. Bu başarıyı gösteren o ‘ilkel’ insanlara büyük bir hayranlık duyuyor, onların yaşadığı hayata özlem duyuyorum. Çünkü bilim, ilerleme, aydınlanma ve teknolojinin beni getirip bıraktığı yerden hiç memnun değilim. Ve ‘’bunlar daha beni nerelere sürükleyecek acaba’’ endişesi uykularımı kaçırıyor. Bütün içtenliğimle ve kısaca söyleyebilirim ki bu kavramlar insanlık için bir şeyler yaparken insanlığı ıskaladı. Huzur, barış, mutluluk refah… getirmedi. Faydalı bir şeyin yanında onun on katı kötülük de üretti. Bir aylık yolu önce otobüsle bir güne, sonra uçakla bir saate indirdi ama otobüsün yanında tanklar, füzeler ve yolcu uçağıyla birlikte bir şehri haritadan silen uçaklar da yaptı. Aya çıkmak insanı yüceltmedi. Teknoloji acı ve depresyonu artırmaktan başka bir işe yaramadı. Aydınlanma, demokrasi, insan hakları, adil paylaşımı sağlayamadığı gibi sömürüyü, savaşı, kıtlığı artırdı. Son yüzyılda iki cihan harbinde ve onların dışındaki onlarca yerel-bölgesel savaşta milyonlarca insan can verdi. Yer altı yer üstü kaynakları talan edildi. Bu aydınlanmanın karanlık yüzünü uzadıkça uzayan örneklerle anlatmayı sürdürebilirim ama biliyorum aklınız hala eli kopan Amerikalı asker kızcağızda ve protez takılan köpeğin minnettar bakışlarında. Bu yüzden yaşasın bilim, var ol aydınlanma ve Sam Amca.

2 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir