Geçen Pride etkinlikleri ile ilgili olarak ‘’Orta Çağ karanlığını bu gökkuşağına tercih ederim’’ yazmıştım. Bir arkadaş ‘’Orta Çağ bizim için aydınlık; Avrupa için karanlık’’ dedi. Bu çok dillendirilen bir cümle ve doğru da. İslam Alemi o yüzyıllarda bilimde, sanatta, mimaride, felsefede, tıpta… savaşta zirveydi ve fütuhattan fütuhata koşardı. Buna mukabil Avrupa içeride mezhep savaşları, sefalet, kirlilik, büyü, cadı, şeytan çıkarma ile uğraşırken dışarı ise Müslümanlara karşı daima savunma durumunda olup her an bir toprak parçasını İslam Mücahidlerine kaptırıyordu. Bu, okuma yazma bilen hemen herkesin üzerinde ittifak ettiği bir durum. Sonra ne olduğu konusunda da herkes hemfikir: Batı ilerlerken biz geriledik; onlar saldırı durumuna geçti, biz savunmada kaldık. Hatta savunma hatlarımızı da kaybettik bir bir ve onlardan kurtulmanın tek yolu olarak onlar gibi olmayı yeni hedef diye ortaya koyduk. Lakin yine olmadı. Halihazırda dünya da dünyada olup biten şeyler de ya onların eseri veya onların kontrolünde.

Yukarıda yazdıklarım konusunda pek bir ihtilaf yok ama şu soruları da sormamız gerekmiyor mu: Bizim Orta Çağı’mız hiç olmadı mı? Olduysa bu hangi zaman aralığına denk geliyor? Benim cevabım şu:

Bizim Orta Çağımız tam olarak şu yaşadığımız günler. Konunun uzmanı değilim. Tarih, sosyoloji, din, din sosyolojisi alanlarında bir derinliğim-yetkinliğim yok,  bu akademik bir yazı da değil zaten. Amacım biraz düşünme ve düşündürme egzersizi yapmak. Meselenin analizini uzmanlarına bırakarak baktığımda Hıristiyanlar Hz. İsa’dan 1400 yıl sonra ne durumda ise Müslümanların Hicret’ten 1400 yıl sonra aynı durumda olduğunu görüyorum. Avrupa Hz. İsa’dan (as) on dört asır sonra nelerle uğraştı ise bugün biz Müslümanlar Hz. Muhammed’den (sav) on dört asır sonra aynısıyla uğraşıyoruz. Aynı mezhep savaşları, aynı bölünmüşlük, aynı sefalet, aynı geri kalmışlık, aynı yenilgiler…

Bu sonuca şu anki gayrimüslim dünyanın bilim, sanat, demokrasi, insan hakları alanlarındaki terakkisine, teknolojik gelişmelerine duyduğum hayranlıktan yola çıkarak varmıyorum. Onların dünyayı getirip bıraktığı dünyadan nefret ediyorum. Savaşlarına, katliamlarına, sömürülerine bizzat şahidim çünkü. Şimdiki bizi Orta Çağ’daki biz ve onlarla kıyaslayarak varıyorum bilakis. Bir İbni Sina’mız, Farabi’miz, El Cezeri’miz, Mevlana’mız, Fatih’imiz, Selahaddin Eyyubi’miz yok halihazırda. Felahımıza dair bir ışık da göremiyoruz. Üç umut kırıntısıyla günlerimizi gün etmekle meşgulüz: Onlar kendi kendilerini yok edecekler,  yücelmenin zirvesine çıkıp oradan düşüp parçalanacaklar, Allah tarafından bir gazapla tarumar edilecekler.

Kitap Önerisi

Bütün Yort Savullar / Ece Ayhan

2 cevaplar
  1. Fatma Şen
    Fatma Şen says:

    Nedense bu gözler girmiş olduğu kendi karanlık çağında başkasının ayaklarına odaklanmış kaymasını bekliyor da kendi ayaklarının yere sağlam basmasını temenni etmiyor. Kendini, kendine telkin ettiği onların bitmek üzere oldukları, tükenecekleri lakırdıları ile oyalayıp duruyor.

    Cevapla
  2. Şeyma
    Şeyma says:

    Hak din İslam ve hak kazanacak muhakkak istediklerini yapsınlar müslümanların hepsi uyusa bile islam kazanacak burda önemli olan sen nerdesin sen bu hak yolun neresindesin.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.