Hep aniden oluyor. Hiç beklemediğim, hiçbir işaretini sezmediğim anda oluyor. Kötü bir durum, ters giden bir iş, berbat bir yorgunluk, uykusuzluk yokken ansızın ruhumun, varlığımın bir yerinden bir sızıntı başlıyor. O anın, o mekanın içine uzaydan düşmüşüm gibi hissediyorum. Geçmişsiz, geleceksiz, düşüncesiz, sanki o saniyede var olmuşum gibi. Etrafımdaki her şey; nesneler, insanlar, sesler anlamını yitiriyor hemen. Hayır kesinlikle felsefi bir buhran, ne bileyim varoluş sancısı değil. Çünkü böyle durumlar da gelir başıma ama bunların bir öncesi, sonrası, sorular cevaplar silsilesi, bir zihin akışı, düşünme veya düşünememe süreci olur. Bu, belki bir his daha çok, ya da psikolojik bir rahatsızlık. Veya Edip Cansever’in ‘’Ey görünüş seni bir yerinden hiç anlamıyorum’’; İsmet Özel’in ‘’Her sevinç nöbetinde kusmuk sunuldu bana’’ dediği şey.

Geçen yine geldi bu duygu. Küçük oğlum başını kolumun üstüne koymuş televizyon izliyor, ben de ona dönmüş diğer elimle saçını okşuyorum. Bir an fantastik filmlerdeki aynalar gibi çocuğun başı parmaklarımı içine çekecek bütün varlığım onda yok olacakmış gibi hissettim. kurtulmak için elimi çektim; tavana, karşıdaki koltuğa, avizeye, dolaba baktım. Her şey pelteleşmiş, beyaz yumuşak bir bataklığı andırıyor. Eşya somutluğunu kaybetmiş, bir yere bakmaya, bir şeye dokunmaya korkuyorum adeta. Hiçbir şey düşünemiyorum. Böyle bir süre geçiyor, aniden bir keder ve ağlama isteğiyle beraber şu cümleler beynime (ya da bana ait, beni ben yapan başka bir şeye) hücum ediyor:

Bu kim, bunlar ne, bu koltuk, bu çocuk niçin var?

Neden elimin uzandığı her şey soyut?

Neden hareket varlıktan daha somut geliyor bana?

Neden parmaklarımın bir aklı var?

Ben neden kırk yaşımdayım?

Ben neden yokum?

Gözlerim var ama gördüğümü idrak edemiyorum.

Bir yeri özlüyorum, neresi bilmiyorum.

Birini bekliyorum, kim bilmiyorum.

Bir ses var sanki ama duymuyorum.

Az ötemde de bir zaman akıyor, ona dokunamıyorum.

Az önce de bir şey oldu ama bilmiyorum.

Ben neyim, ben kendimin nesiyim, hangisiyim?

Kitap Önerisi

Yalnızız / Peyami Safa

9 cevaplar
  1. Firyaz
    Firyaz says:

    Hiçsizlik kuyusuna düşmüş gibiyim
    Ne ben kendimdeyim ne ruhum bende
    Herşey yerli yerinde ama bir tuhaflık var içimde
    Sanki buraya ait değilmişim gibi ..

    Cevapla
  2. Neslihan Akyüz
    Neslihan Akyüz says:

    Hocam ben de aynen bu hislerimi izah etmeye çalıştığım bir yazı yazdım aylar önce. Aylar önce yazdım ama hala üzerinde düşünüyorum çünkü yıllarca zaten düşündüm, yazana kadar düşündüm,yazınca düşündüm, yazdıktan sonra da düşünüyorum. Bitmiyor, tükenmiyor, anlattım sanıyorsun aslında kelimeler yetmiyor. Çok beğendim benim yazmaya çalıştığımı ve bir şekilde yazdığımı siz daha güzel yazmışsınız.

    Cevapla
  3. kimse
    kimse says:

    Neden şu an milyarlarca gezegenden dünya denilen gezegenin, milyonlarca canlı türünden insan denilen bir formda, milyonlarca yıllık akışın içinde 2020 denilen bir yılda, binlerce şehrin içinden … denen yerde, milyonlarca kişinin içinden … adlı biri, milyonlarca olası aileden şuankine sahibim ve bu odada bunları yazıyorum. Daha doğrusu yazan biri var. Bu düşünceler de benim değil ama düşünceler akışında şu an bunlar akıyor. Sadece sinema perdesi gibi bir perdede olaylar, duygular ve düşünceler akıyor ancak sinema salonu yok, izleyen öteki yok. Öteki sandığım ne varsa bu perdenin içinde akıyor, sadece akış var.

    Cevapla
  4. Birbibliyoseda
    Birbibliyoseda says:

    Beni ben yapan hangi saltanatın altında kalmıştım da böyle bi yokluğun varlığına eremeyenlerden olmuştum . Garip ve en olağan şeydi bu ..

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir