Keşke olsa ama hayır dünya küçük bir köy olmadı. Çünkü hiçbir köyde hiç kimse açlıktan ölmez. Köyde zengin, fakir ve orta halli (köyde orta sınıf yoktur) insanlar bulunur ve bunlar arasında pek de büyük bir maddi fark olmaz, olsa bile yedikleri, içtikleri, giydikleri neredeyse aynıdır. Zenginin 300 dönüm tarlası, 100 koyunu varsa, orta hallinin 50 dönüm tarlası ve 20-30 koyunu vardır. Fakir de açlıktan ölmez köyde. En az bir ineği, birkaç tavuğu, bedavaya oturduğu iyi-kötü bir evi vardır. Bunların bazısı veya daha kötüsü hiçbiri olmasa bile zenginin tarlasını sürer, koyunlarını güder, ücretini alır, onun  evinde onun yediklerini yer, giydiklerini giyer ve böyle yaşayıp gider. Düğününde, cenazesinde köylüler ona yardım eder. Kimi zekatını, kimi fitresini, sadakasını ona verir. Benim doğup büyüdüğüm köyde de sonraları görevim icabı bulunduğum diğer köylerde de durum budur.

Keşke olsa ama hayır dünya küçük bir köy haline gelmedi. Rihanna’nın yeni saç stilinden anında haberdar olmanız, Ronaldo’nun transfer olduğu son takımdan ne kadar para aldığını bilmeniz sizi aldatmasın. Aksine dünya büyüdükçe büyüdü, insanlar arasında uçurumlar oluştu. O kadar büyüdü ki dünya, artık komşu komşunun; baba evladının sesini duymuyor.

Keşke olsa ama dünya küçük bir köy olmadı. Uzaya fırlatılan roketleri ağzı açık izlemek sizi aldatmasın. O açık ağzınızdan açlıktan kokan nefesiniz de çıkıyor uzaya. Mars’ta su olup olmadığını merak ediyorsun o an ama susuzluktan kırılan milyonlarca insanı görmüyorsun. Dünya büyüdükçe büyüdü çünkü. Açlıktan, susuzluktan ölen milyonlarla aramıza Mars kadar bir mesafe girdi.

Keşke olsa ama yıkılası dünya küçük bir köy olmadı. Öbür ucunda büyük insanlık idealleri, aydınlanma, bilim,  kök hücre araştırmaları, koyun klonlama, DNA haritaları konuşuluyor. Burada aynı nutukları atanların bombalarından kaçarken sahile vuran çocuk cesetleri…

2 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.