Sağ eli göbeğinin üstünde, sol elinde telefon, yazdığı son köşe yazısına yapılan yorumlara bakıyor, bir yandan da akşamki televizyon programını düşünüyor. Kendi şiir kitabımın yanında kimin kitabını tanıtsam bana ve şiirime daha çok faydası olur diyor, bir türlü karar veremiyor. O anda köşe yazısının altına yeni bir yorum düşüyor, okumaya başlıyor:

‘’Sen kendini çok pis harcadın koçum, harcayan herkes gibi harcadın ve bu yüzden farkında değilsin. İktidar – muhalefet veya onların alt birimleri –tvleri gazeteleri belediyeleri vakıf ve dernekleri- fark etmez bir yere bağlanan, bir yerden yemlenen adamdan artık sanat da edebiyat da çıkmaz. Aydının şairin politik bir duruşu, siyasal bir sorumluluğu olmasın mı diyeceksin şimdi. Evet var, bunu bu kısa yorumda sana izah edecek değilim ama emin ol, bu sorumluluk kesinlikle senin on yıldır yapmakta olduğun şey değil.  Sen şair değil emir erisin artık. Durmadan birilerini övüp duruyorsun, gerçekten övülecek gibiyse bire bin katarak anlatıyor, şunlar ve bunlardan böyle yapan var mı diyorsun. Eğer sahiplerin toplumun genelinin tasvip etmeyeceği bir şey yapmışsa bin dereden su getirerek, taklalar ata ata te’vil ediyorsun. Te’vili mümkün olmayan bir zırva ise bu sefer o günlerde karşıt tarafın yaptığı melanetlere odaklanıyor, bak şuna hele, şu zalimliğe şu aymazlığa bak, bu millete bu halka reva mı bu diye ter ter tepiniyorsun. Karşı cephenin karıştırdığı bir halt yoksa o aralar, sahiplerinin yaptığını saklamak için bu sefer börtü böcekten aşktan meşkten dem vuruyorsun. Sahiplerinin bazısının tasvip ettiği, bazısının karşı çıktığı bir icraat olunca hangisi sana güçlü görünüyorsa onun postuna bürünüyorsun. Tabi okuyucularını küstürüp kaçırmamak için te’vili mümkün olmayan icraat ve demeçler  için öznesiz nesnesiz tweetlerle kınar gibi yaptığın da oluyor. Doğru olduğunu bile bile ‘Ya doğru mu arkadaşlar’ ‘’Nasıl olur bu’ ‘Biri bir şey desin’ ve kimin yaptığını, esas sorumlunun kim olduğunu bildiğin halde ‘’Kim yaptıysa umarım bu  hatadan dönülür’’ deyip sıyrılıyorsun. Bunu BİLE yapmaya cesaretinin elvermediği durumlarda ya her yöne çekilebilecek yuvarlak cümleler kuruyor ya da sana ve senin durduğun yere nefret ve iğrentiyle bakan şairlerin sana o gün için tehlikeli görünmeyen dizelerinin arkasına saklanıyorsun’’

Yorumu okuyunca bir an buz kesti, ayağa kalktı ofisin camını birkaç  defa hırsla açıp kapattı. Biliyordu az daha düşünse, göbeğinden bir otuz santim yukarı doğru çıkıp kalbini yoklasa isimsiz yorumcuya hak verecekti. Karısını düşündü, arabasını ve çocuklarını, gölgesi sabahları yatak odasının penceresine düşen ağacı düşündü. Pencereye yürürken masaya bıraktığı telefonunu eline aldı, gazetenin internet sitesinin teknik işleriyle ilgilenen genci aradı ve ‘’Canım, benim yazıya yapılan isimsiz uzunca yorumu siler misin bi zahmet’ dedi.

Kurtulmuştu.

4 cevaplar
  1. Avatar
    Methaldar says:

    İnsana “iyi ki sağ eli göbeğinin üstünde, sol elinde telefon, yazdığı son köşe yazısına yapılan yorumlara bakan, bir yandan da akşamki televizyon programını düşünen bir şayir değilim” dedirtiyor.

    Cevapla
  2. Avatar
    @_atike kübra says:

    önce zincirlerinden kurtul, sonra da ölçülü ol. bilinmez yine de ama belki o zaman şayir olursun. veya en azından şayirliğe bir adım daha yakın..

    Cevapla
  3. Avatar
    Yunus Cıbız says:

    Aydın muhalif olmaya mecbur, mahkûmdur. Değilse bile hata aramalı, hiç değilse deli gibi sevdiği o fikre mensup siyasetçileri tenkitleri ile daha ileri taşımaya çalışmalıdır.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir