Gözlerimizin önünde ve vahyimiz (emrimiz) uyarınca gemiyi yap ve zulmedenler hakkında bana (bir şey) söyleme! Onlar mutlaka boğulacaklardır! (Hud Suresi 37. Ayet, Diyanet Vakfı meali)

Görmenin önündeki en büyük engel bakmaktır, bir şeye baktığınızda bütün kainatı ıskalarsınız. Nebilerin mağaralara, velilerin çilehanelere çekilip gözle birlikte diğer duyularını dünyaya kapatmalarının sebebi hikmeti budur.

Hayatımız bir şeylere bakarken çoğu şeyi gözden kaçırmakla geçiyor. Sürekli bize bir şeyler gösteriyorlar. Bize aa bak kuş diyorlar olmayan kuşa bakarken şekerimizi çalıyorlar. Televizyona bak diyorlar, biz filme, maça dalmışken çocuğumuzu, evimizi, komşumuzu, anne-babamızı göremiyoruz. Bazen reklam aralarında dünyaya bakıyoruz o zaman da reklamlarda bize gösterilen şeyleri görüyoruz ve o şeyler içimizi görmemize engel oluyor. Biz kimiz? Neyiz? Hangisiyiz? Bilemiyoruz artık. Çünkü gözlerimiz haczedildi. Bakışlarımız müstemleke. Hakikati görmek için ya uyumak ya da ölmek gerekiyor. Çünkü mağaralar dağın bağrında bir yara gibi dururken yürümeyi, tırmanmayı ve yücelmeyi gözümüz kesmiyor. Hem şarjımız da birkaç saate yetiyor ancak. Telefonlara bakın diyorlar biz hangi ünlünün o gün ne giydiği gibi hayati meseleleri görürken onlar bombalar üretip ülkeler işgal ediyorlar.

Bakışımız iki şeyle bağlanmıştır: Zaman ve mekan. Şu an yazı yazmakta olduğum bilgisayara saat 14:39’da, yarım metre mesafeden ve belli bir açıdan bakıyorum. Odanın başka bir yerindeki bir eşyaya baktığımda zaman ve görme mesafem ile bakış açım değişiyor. Yan odada ne olduğunu görmüyorum. Saat 15:00’ı da görmüyorum. Bu yazı bitecek mi? Bilgisayar elimde patlayacak mı? Deprem mi olacak? Başıma bombalar mı düşecek emin değilim. Çünkü şu ana ve bu zamana sımsıkı bağlıyım.

Basar ise – sonsuz görme sahibi – Sübhan’dır. Tüm eksik ve noksanlardan münezzehtir. O beni görür, bilgisayarımı görür, saat 14:50’yi gördüğü gibi 15:30’u da yarını da ölümümü ve dirilişimi de görür. Ben bir metre mesafeden görürken o bütün görmelerin hakimidir. Ben bir açıyla görürken o bütün açıların sahibidir. Beni bir milim uzaktan ve o açıyla, beni bir santim ve ona uygun açıyla, beni her açıdan, her mesafeden ve her zaman diliminde aynı anda görür. Beni zamanın ve mekanın bütün zincirlerinden beri olarak kuşatır. Zaman onundur ve mekan ona aittir. Onun görmesinden hiçbir şey kurtulamaz.

Ey bütün görmelerin sahibi bize basiret ver.

14 cevaplar
  1. Adem
    Adem says:

    Allah’ım bize basiret ver, yöneticilerimizi de basiretli yapar İhşallah. Ülkeyi yönetenler basiretli olduğunda toplum refah görür.

    Cevapla
  2. Methaldar
    Methaldar says:

    Yazıyı okurken, o anda görmediğim şeyleri düşünmeye başladım. Buraz düşündükten zonra “Hakikati görmek için ya uyumak ya da ölmek gerekiyor. Çünkü mağaralar dağın bağrında bir yara gibi dururken yürümeyi, tırmanmayı ve yücelmeyi gözümüz kesmiyor.” kısmını okuduğumu ama gözden kaçırdığımı fark ettim. Sonra bunu fark etmediğimi düşünürken “Onun görmesinden hiçbir şey kurtulamaz.” kısmını okuduğumu fark ettim. Yazıyı 2 kere okudum. Ilkinde göremediğimi anladım, ikincisinde göremeyeceğimi.

    Cevapla
  3. Türkmen
    Türkmen says:

    insanın bakış açısındaki sınırlılığı ve zamanın göreceliğini kısmen de olsa kavrayabildiğimde Yaradanın, dünümü,bugünümü, yarınımı ve bilmedigim bütün zaman zarflarındaki beni bilmesi ve görmesiyle irade sahibi oluşumun tezatlık oluşturmadığı konusunda mütmain olmuştum. Sayenizde bir kez daha düşündüm.

    Cevapla
  4. gokyadusitare
    gokyadusitare says:

    Gözlerinin karanlığa alıştığı kadar aydınlık her şey hocam. O oranda görebiliyoruz. Mükemmel yazı, teşekkür ederim.

    Cevapla
  5. Mustafa
    Mustafa says:

    “Yazıyı 2 kere okudum. Ilkinde göremediğimi anladım, ikincisinde göremeyeceğimi”
    Yazıyı ikinci kez okuttu sözü ve daha çok düşündürdü. Teşekkürler methaldar.

    Yorumları okumaya da geliyorum ben 🙂

    Cevapla
  6. M.Fatii
    M.Fatii says:

    Dünya bir göz çukurdur.
    Onu da bizi toprağa verenler görür, onlar da iki gözleri ile bir çukur görürler sadece, göremeyecekleri ise çukurda ki kişinin gördükleridir. O gören de börtü böceğin nasibidir. Hayvanata ve nebatata rızk olacağımız sofrayı da yalnızca “O” görür. Böcekler bile sadece protein görür. O da bize göz perdemizin ardından besin zinciri gibi görünür. Velhasılı geldik, gözlerimiz kadar gördük, göremediğimiz kadarların başkentine gidiyoruz…

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.