Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar
Kûze eylen toprağum sunun anunla yâra su
(Fuzuli)

Aslında bugün başka bir konuyu yazacaktım. Evimin karşısındaki mezarlıkta oynayan ve arada bir ölülerin baş ucundaki dut ağaçlarından düşen dutları ağızlarına atan çocukları görünce aklıma yukarıdaki beyit ve bağlantılı olarak aşağıdaki satırlar geldi. Sanki o dutlar ölülerden somut bir parçaymış gibi bir his de belirdi bende ama melankolinin beni iyice dibe çekmemesi için üzerinde fazla durmadım. Çünkü insan aslı toprak olduğu için düşmeye meyillidir. Yer çeker bizi, yerin altı çeker. Dünya çeker bizi, ölüm çeker.

Şimdiye kadar milyarlarca insan öldü. Bir yerde 118 milyar diye okumuştum. Muhakkak net bir sayı değildir ve belki de abartılıdır ama şöyle düşünelim: Şu an dünyada yedi milyar yedi yüz seksen milyon insan yaşıyor (az önce baktım) ve 100 yıla kadar bunların tamamına yakını toprak olacak. Her gün yaklaşık 145 bin insan ölüyormuş, saniyede bir can toprağa karışıyor. Savaş salgın afet durumlarında bu sayı bazen on, bazen yüz, kimi zaman binle çarpılıyor. Bu insanlar ister gömülsün ister yakılsın her halûkarda dünyanın tozuna toprağına karışıp duruyor. Bu döngü binlerce yıldır devam ediyor. Bir de ölen hayvanları eklesek buna Allah bilir dünyanın hacmi kadar bir yekûn tutuyordur. Yani aslında yediklerimiz, içtiklerimiz, yaktıklarımız, madenlerimiz, evimiz, barkımız, ekmeğimiz, karpuzumuz, çilekli pastalarımız, MAKARNALARIMIZ kısaca her şeyimiz ölülerden oluşuyor. Kendi ölümüzü, kendi ölümümüzü çiğneyip duruyoruz.

İşte şair başta yazdığım beyitte bunları söylüyor bize. Ben diyor sevgilinin elini öpme arzusuyla eğer ölürsem a dostlar; benim toprak olmuş bedenimden çamur yoğurun, o çamurdan su testisi yapın ve onunla sevigiliye su verin. Sevgilinin dudakları testinin ağzına değince beni öpmüş olacak.
Hayyam da bir rubaisinde bu meyanda mealen ‘’Bugün bir testiden şarap içtim, kulpu bir sultanın kulaklarından; ağzı bir cariyenin dudaklarından yapılmıştı’’ der. Sonumuz neticemiz varacağımız ‘yer’ bu işte: ‘Toprak’

Toprağın hepimizi – en azından beden olarak- eşitleyecek olması bana muhteşem geliyor. Toprağın bize ana; Veysel’in deyimiyle sadık dost olması da. Milyarlarca insanla aynı akıbeti paylaşacak olmak bana çok tabii geliyor. Sonra ister istemez şu soruyu soruyorum:

Ölüm bizi eşitleyecekse neden adil bir hayat yaşamayalım?

Kitap Önerisi

Kodin / Panait Istrati

25 cevaplar
  1. Alya
    Alya says:

    Çünkü insan aslı toprak olduğu için düşmeye meyillidir. Yer çeker bizi, yerin altı çeker. Dünya çeker bizi, ölüm çeker.

    Cevapla
  2. Firyaz
    Firyaz says:

    Her nekadar toprağa girmekten korkarsak da
    Yine ona olan arzumuz bitmiyor toprak bizi çekiyor yağmurla birleşmesiyle gelen koku ciğerlerimize işler bizi cezbeder ,
    Aş, nice nice nimetler verir bize toprak

    Cevapla
  3. Yolcu
    Yolcu says:

    Zengin iş adamı vasiyetine ekledi: “Karışacağım topraktan öyle çanak çömlek yapmayın ben zenginim kimsenin ağız kokusunu çekemem.”

    Cevapla
  4. bulutkarasi
    bulutkarasi says:

    bir hastanın mezarlığa bakışı gibi uzun ve süreksiz bir yaşam, ne çok adil değildi.

    anaannem çok rahatsız bu yorumu gören, büyüğüm için duana talibim…

    Cevapla
  5. Benden İçeri
    Benden İçeri says:

    Siteye ilk girişim ve ilk okuduğum yazı bu oldu. Fuzulî’nin beyitini görünce gülümsedim. Çünkü çok severim bu beyiti. İnsan öldükten sonra bile sevgiliye kavuşmayı arzuluyor. Öyle bir sevgi..
    )Not: Bu beyit yıllar sonra Fuzulî’nin vasiyeti olarak gerçekleştirildi. Mezarından toprak alıp testi yapıldı ve Nebi (a.s)’ın kabrine döküldü.)

    Cevapla
  6. Muallime adayı
    Muallime adayı says:

    Geçen gün kiralık ev bakarken inşaat halinde kiremitli bir evi görünce düşündüm (kiraların değerinden çok fazla olması canımı sıktı çünkü); insan da toptaktan, yaptığımız evler de toptaktan; insanın birbirine zulüm ettiği şeyler de yine topraktan, yani kendi aslından. İnsan zalim olunca eşyaya yansıması da kaçınılmaz oluyor…

    Cevapla
  7. Gümüştül
    Gümüştül says:

    Bu denli hüzün içeren bir yazının içinde bile tek bir kelimeyle yüzlerde tebessüm çiçekleri açtırmayı başaran kişi olsa olsa HinAvibi olurdu zaten (MAKARNALARIMIZ MI)

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.