İstiyorsunuz ki İsmet Özel veya Sezai Karakoç ya da sizin seviyenize inmeye tenezzül etmeyen başka bir şair, yazar da sizin gibi belediye salonlarında şiirini övsün, lirik hezeyanlardan geçilmeyen dergilerinize  kitaplarınıza değinip müşteri toplasın, sonra pahalı otomobiliyle televizyon binanıza gelsin, bilmem hangi holdinginizin sponsor olduğu ve içeriğini-formatını gazetecilerinizin belirlediği programda sizi medhedip ötekine sövüp dursun. Programdan sonra evine dönerken de serin ve hızlı arabasında iş adamlarınızın hediye ettiği son model telefonundan ‘’Şu niye ikide bir tatile gidiyor’’ ‘’Köpekler havladı diye atlar ölmez’’ ‘’Falanda liderlik vasfı yok bir kere’’  diye tweetler atsın. Evet aynen bunu istiyorsunuz. Hatta herkesin böyle olmasını istiyorsunuz. Herkesi kendiniz gibi dibe çekmeye çalışıyorsunuz. Sizin gibi olmayanlara isimler takıyor, etiketler yapıştırıyorsunuz. Vatan haini diyorsunuz, faşist diyorsunuz, dinsiz diyorsunuz, deli diyorsunuz, iyiydi ama sapıttı diyorsunuz. Daha düne kadar yanınızda olan, sizinle aynı idealleri paylaşırken düştüğünüz çukuru görüp sizden kaçanları suskunluğa mahkum ediyorsunuz.

Politikayı (bakın siyaset demiyorum) ve ona yamanarak (siz angaje diyorsunuz sanırım) bizzat kendinizi dinin, davanın, hayatın, sanatın ve edebiyatın önüne koydunuz. Siz artık şair değilsiniz, yazar aydın entelektüel değilsiniz. Sorumluluğunuzu yerine getirmediniz. Müslüman gençlerin size lütfettiği abiliği, şairliği, aydınlığı nakde, güce ve makama tahvil ettiniz. Kurumsallaşmış gücün bir parçası; hepimizi öğütüp duran yozlaşma değirmeninin üst taşı oldunuz. Kalbinizi, aklınızı boşaltıp içini para ve kibirle doldurdunuz. O nakit bitecek, o makam sona erecek bir gün ve unutulup gideceksiniz. İçinizde bin bir pişmanlık ve ardınızdan bir o kadar yazıklanma bırakarak terki diyar edeceksiniz.  Salonlarda, gazete köşelerinde, televizyon ekranlarında kendinizi bozuk para gibi harcadınız.  Söyleyecek bir şeyiniz kalmadı. Bu yüzden hala –bazen- günü kurtarmak için Özel’in, Karakoç’un, Zarifoğlu’nun dizelerinin arkasına saklanıyorsunuz. Hayır onlarla bir bağınız, bağlantınız yok. Birer iş adamısınız artık, birer holding elemanı, şirket ve parti gazetesinin sanat ekisiniz.

Yazdıklarıma karşı çıkabilir, onları yalanlayabilir veya kendiniz ve patronlarınızın her icraatini bin dereden su getirerek aklayıp pakladığınız gibi yine temize çıkabilirsiniz ama benim durduğum yerde gördüğüm bu. Ece Ayhan’ın ‘’Devlet ve şairleri iki kaşık gibi içi içe uyurlarken’’ muhteşem dizesinde tespit ettiği durumdasınız. O hazzın, o muazzam erotizmin keyfini çıkarın. Kolay gelsin. İyi geceler.

2 cevaplar
  1. Freud
    Freud says:

    “Sorumluluğunuzu yerine getirmediniz. Müslüman gençlerin size lütfettiği abiliği, şairliği, aydınlığı nakde, güce ve makama tahvil ettiniz.”
    Devamı da şöyle olmalı: Müslüman gençlerin çocuklarını küfre sürüklediniz.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.