Dervişe niye gömlek giymiyorsun diye sormuşlar, kirleniyor demiş, yıkarsın demişler, yine kirlenecek demiş, ee yine yıkarsın diyecek olmuşlar. Derviş demiş ki: Yahu ben bu dünyaya gömlek yıkamaya mı geldim.

Başlıktaki cümleyi Twitter’da paylaştığımda sosyal medya deyimiyle çok linç yemiştim. Kağıt toplayarak geçimini sağlamaya çalışan bir genç, çöpün yanı başına serdiği kartondan seccadesinin üzerinde namazını bitirmiş dua ediyordu, üstünde eskimekten artık orijinal renkleri seçilemeyen elbiseler vardı. Sitede denk gelmiş ben de üstüne ‘Allah’ım bana vermediğin her şey için sana şükürler’ olsun yazıp paylaşmıştım. Gerçekten bana böyle dua ve şükrediyormuşum gibi gelmişti. Site müdavimlerinden bazıları kimi gençle, kimi dinle, kimi de dua ve namazla alay ettiğimi sanmış ve herkes kendi meşrebince tweetin altında hakaretler yağdırmıştı bana. Hassasiyetlerinden anladığım kadarıyla bu arkadaşlar ‘’Mallarınız ve evladınız sizin için fitnedir’’ uyarısını da biliyor olmalılardı ve anlatmak istediğim tam da buydu aslında: Varlık belası.

Varlık, – ister mal-mülk, ister evlat, ister makam – mevki, ister güç, ister başka bir şey olsun – bünyesinde iki risk barındırır: Varlığı kaybetme riski ve onu kötü kullanıp bundan dolayı cezalandırılma riski. Elbette bu ikisinin üstesinden gelmiş/gelecek insanlar olmuştur ve daima olacaktır. Bu yazının yazarı da dahil olmak üzere insanların çoğu daha iyi makamlara gelmeyi, daha çok para kazanmayı, daha güzel evlerde oturmayı, daha güçlü olmayı isteyecektir. Belki biraz bunları en iyi şekilde kullanacağım umudu, belki el alemden geri kalmama endişesi, belki başka bir sebeplerden hepimiz hep daha fazlasını istemeye devam edeceğiz. Umarım helalin hesabının sorulduğu; haramın cezasının verildiği mahkemede beraat ederiz.

Varlık da yokluk da en çok şahsiyete saldırır. Yokluktan kimin neler yaptığını gazetelerin üçüncü sayfalarına bırakıp varlık yönüne bakalım. Dünyaya açıldıkça birbirimizden uzaklaşacağız. Bir makama gelmek için on takla attığımızda o makamda kalabilmek için yüz; daha yükseğine çıkmak için bin takla atacağız. Güç isteği önce hırsa ardından bağımlılığa dönüşecek. Para parayı çekecek; beynimiz kalbimiz birer nakit mıknatısı olacak. Vergi rekortmeni olsak bile bir dilencinin uykusuna hasret bir şekilde ölüp gideceğiz.

Evine dönenlerin ardından doğrulup yürümek için davrandığı zaman başı mezar taşına çarpıp o karanlıkta yaptıklarıyla baş başa kaldığında yönetici, ah keşke oy kullanma salahiyeti bile olmayan bir deli olsaydım diye iç geçirecek; zengin keşke para yarışında annemi, babamı, çocuğumu, kalbimi kaybetmeseydim diye ağlayacak; güzelliği sebebiyle kandırılıp kötü yola düşen kızcağız toprak olsaydım diye hayıflanacak; zekasıyla insanları aldatan politikacı beni bir ahmak olarak dünyaya tekrar gönderin diye yalvaracak; diliyle, üslubuyla cemaatini şerre yönelten vaiz lâl olsaydım böyle olmayacaktı diyecek… Diyecek de diyecek. Ta ki dilin bittiği ana kadar. Sonra bütün yaptıklarımıza ve koşuşturmalarımıza şahitlik eden el ve ayaklara söz verilecek.

Dosdoğru konuşacaklar çünkü kemikleri var.

Kitap Önerisi

Gariplerin Kitabı – Ian Dallas

10 cevaplar
  1. Hüseyin
    Hüseyin says:

    Sözü güzel olanın yazısı eksik olur. Muhtemelen anlatmak istediğinin yüzde birini falan anlatabilmişsin burada abi. İnsan karşısında muhatabı göremeyince sükuta meylediyor. Daha uzun ve yoğun yazılar bekliyoruz sizlerden. Üslup akıcı ve hoş zaten. Biraz daha detay kimseyi incitmez 🙂 Allah sözünü güzel, kalemini kavi eylesin abi.

    Cevapla
  2. Ayse
    Ayse says:

    Bir tek ipine güvenebilen mübarekler nerde biz nerde?
    Rızası kazanılmış bir yaşam, İhlâslı ve kabul olmuş tövbeler nasip etsin Allah hepimize
    Belki çektiğimiz sıkıntılar, hastalıklar kefaret kabul edilir, biraz da biz doğru yolda ilerleriz olur.

    Cevapla
  3. Kinsiz hinci
    Kinsiz hinci says:

    Bunca kötü örneği görüp vermediklerini sukrederiz demek gerekiyorsa verilenler de madem yanlış kullanacagimi biliyordun neden verdin diye isyan mi etmeli

    Cevapla
    • Hin Avibi
      Hin Avibi says:

      Verilenlere de verilmeyenlere de irade verildi. Kazanmak için o kadar çaba harcadıktan sonra niye verdin diye isyan etmeye hakkı yok.

      Cevapla
  4. Adem
    Adem says:

    Kaleminize sağlık her zaman ki gibi doğruyu savunuyorsunuz. Doğru yerde kalmak kadar güzel bir şey yok. Kimi yazarlar yaşadığı çağda anlaşılmaz değer görmez.

    Cevapla
  5. 2rcik
    2rcik says:

    Eşimin patronu, ” durum malûm maaşını ödeyemiyorum bu nedenle asgari ücrete indirip başka bir pozisyonda çalışabilirsin, seni kaybetmek istemem” deyip, hafta sonu 1 milyon liralık evet tam 1 milyon liralık lüks bir otomobil alması ve eşimin istifa etmesi…
    Günlerdir bu fakirliği düşünürken bu yazıya denk gelmek… hamdolsun vermediklerine diye cok dua ettim çok zaman, varlığın imtihanı çok daha çetin. Cenab-ı Allah hesabını veremeyeceğimiz 1 lokma geçirmesin kursağımızdan.

    Cevapla
  6. Şeyma
    Şeyma says:

    akıcı ve duru anlatışın beni daha çok okumaya itiyor basit bir dil, yoğun,anlamlı ve değerli bilgiler hele sonunda ki okuduğun için Allah razı olsun hediyesi…Allah razı olsun:)

    Cevapla
  7. Galatea
    Galatea says:

    Birkaç hafta önce kuzenimle balkondan aşağıyı seyreder vaziyette sohbet ederken bir kartoncu arabasıyla oynayarak kendini göreni imrendiren bir keyifle yokuş aşağı saldı. Sonra aramızda mânen dediklerinin benzerini hissettiren bir konuşma aldı başını. Velhâsıl yetkinleşmekle yetinmek arasındaki ters orantıda kendimize hebâ ediyoruz da iki gram tamahı şahsımıza çok görüyoruz.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.